EsiR
Efedra Genci
   
~~ESiR~~
Açtığı Konular: 189
Mesaj Sayısı: 609
Rep Puanı: 15
Ruh Halim
|
 |
|
|
TUZLU KAHVE
kızla bir partide rastlamıştı.. harika birşeydi. o gün peşinde okadar delikanlı vardı kii... partinin sonunda kızı kahve içmeye davet etti.kız parti boyu dikkatini çekmeyen oğlanın davetine çok şaşırdı ama tam bir kibarlık gösterisi yaparak abul etti. Hemen köşedeki şirin kafeye oturdular. delikanlı öyle heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşamıyordu. onun bu hali kızında huzurunu kaçırdı...
" ben artık gideyim" demeye hazırlanırken, delikanlı birden garsonu çağırdı.
"bana biraz tuz getirimisiniz" dedi. "kahveye koymak için."
yan masadan bile şaşkın yüzler delikanlıya baktı. Kahveye Tuz! delikanlı kıpkırmızı oldu utançdan ama tuzu kahveye döktü ve içmeye başladı.
kız merakla "garip bir ağız tatdın var" dedi...
delikanlı anlattı: "çocukken deniz kenarında yaşardık. hep deniz kenarında denizle oynardım. denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmedi. bu tatla büyüdüm ben. bu tadı çok sevdim. kahveme tuz koymam bundan. nezaman o tuzlu tadı dilimde hissetsem, çocukluğumu, deniz kenarındaki evimizi ve mutlu ailemi hatırlıyorum... annemle babam hala o deniz kenarında oturuyorlar. onları ve evimi oakadar çok özlüyorum ki...."
bunları söylerken gözler nemlenmişti delikanlının... kız dinlediklerinden çok duyğulanmıştı. içini bukadar samimi döken, evini, ailesi bukadar özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmalıydı. evini düşünen, evini arayan, evini sakınan biri... ev duygusu olan biri... kızda konuşmaya başladı. onunda evi uzaktaydı. çocukluğu gibi...
oda ailesini anlattı. çok şirin bir sohbet olmuştu... tatlı ve sıcak. ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel başlangıcı olmuştu tabi... buluşmaya devam ettiler ve her güzel öyküde olduğu gibi, prenses, prensle evlendi. ve de sonuna kadar mutlu yaşadılar. prenses ne zaman kahve yapsa prensine, içine bir kaşşık tuz koydu, hayat boyu... onun böyle sevdiğini biliyordu çünkü...
40 yıl sonra, adam dünyaya veda etti. "ölümümden sonra aç" diye bir mektup bırakmıştı sevgili karısına. şöyle diyordu "sevgilim, bir tanem. lütfen beni affet. bütün hayatımızı bir yalan üzerine kurduğum için beni affet. sana hayatımda tek bir ker eyalan söyledim... tuzlu kahvede.
ilk buluştuğumuz günü hatırlıyormusun? öyle heycanlı ve gergindimki, şeker diyecekken "tuz" çıktı ağzımdan. sen ve herkez bana bakarken, değiştirmeye okadar utandımki, yalana devam ettim. bu yalan bizim ilişkimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemişti. sana gerçeği anlatmayı defalarca düşündüm. ama her defasında korkudan vaz geçtim. şimdi ölüyorum ve artık korkmam için hiç bir gerek yok...
işte gerçek: "ben tuzlu kahve sevmem! o garip ve rezil bir tat. ama seni tanıdığım andan itibaren bu rezil kahveyi içtim. hem de zerre pişmanlık duymadan. seninle olmak hayatımın en büyük mutluluğu idi ve ben bu mutluluğu tuzlu kahveye borçluydum. dünyaya bir daha gelsem, herşeyi yeniden yaşamak, seni yeniden tanımak ve bütün hayatımı yeniden seninle geçirmek isterim, ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsamda.."
yaşlı kadının gözyaşı mektubu sırılsıklam ıslattı. lafı açıldığında bir gün biri, kadına "tuzlu kahve nasıl birşey" diye soracak oldu..
gözleri nemlendi kadının çok tatlı!.. hemde çok çok tatlı!... dedi
|