ED GEIN 1907 yılı doğumlu en az 15 kişinin ölümünden sorumlu amerikalı seri katil. gençlik yıllarını seksin büyük bir günah olduğuna inanan annesiyle geçirmiş onun ölümünden sonra kadın vücuduna merak sarmış anatomi konusunda araştırmalar yaptıktan sonra mezarlıklardan çaldığı cesetler üzerinde öğrendiklerini uygulamaya başlamıştır. bir süre sonra daha taze bedenler isteyen katil kurbanlarını genellikle annesinin yaşından (55) seçmiştir.
cesetlerle cinsel ilişki ve yamyamlığın dışında derilerinden elbise dikme ya da duvarları bu derilerle kaplama gibi sapkınlıklar gösteren katilin evinde bir ayakkabı kutusu dolusu üreme organı duvarlara asılmış kadın kafaları yenmek için ayrılmış içorganlar bulunmuştur. yaşamının son yıllarını akıl hastanesinde geçiren ed gein 77 yaşında kalp yetmezliğinden ölmüştür.
ed gein aralarında pyscho texas chain saw massacre silence of the lambs gibi bir çok film ve kitabın yanısıra gerçek yaşamda da onun yolundan giden çok sayıda seri katile de esin kaynağı olmuştur
bana doğru gelen güzel bir kız görünce iki şey düşünürüm. bir yanım onunla çıkmak ona gerçekten iyi hoş davranmak gerektiği gibi davranmak ister. öteki yanım mızrağın ucuna geçirilmiş kafasının nasıl görüneceğini.
TED BUNDY 
bilinen 28 kurbanı var. ilk kurbanının 20 yaşında öldürdüğü oda arkadaşı olduğu tahmin ediliyor. the campus killer ya da lady killer sıfatları yakıştırılmıştır kendisine.yale mezunu psikopat dahi. yakalandıktan sonra seri katil profilleri üzerine fbi'la iş birliği yapmıştır. şu yorumu ünlüdür:
-seri katillerin yakalanmasının sebebi alışkanlık. bir işi ilk kez yaptığınızda çok dikkat edersiniz. herşeyin düzgün olmasını istersiniz. ama 20. kez yaparken o kadar da önemsemezsiniz.
en büyük seri katillerden biri.annesi onun tanrının bir lütfu olduğunu söylermiş.4 eyalette 60 dan fazla kadını öldürmüştür.copycat filmindede adı geçer."bazen kendimi vampir gibi hissediyorum" en baba sözüdür
seri katil tamlaması ve tanımlaması ilk olarak ted bundy için kullanılmış, yep yeni bi kavrama belli bir konsept altında imza atmıştır. her öldürdüğü bayana tecavüz etmesiyle bilinen bundy, tecavüz eylemini öldürdükten sonra gerçekleştirmeyi uygun gören bir ölü sevici niteliğindedir.

yaşayan bayanlarla ilişki kurup öldürmek mayetinde bir eylemi olmamış, özellikle ölü sevici özelliğini uygulayabilmek amacıyla öldürmüştür, diyebilinir.
bazi cesetleri evde pisirdigi,korkunc kokular yayilmasina ragmen komsularinin polislere egitimli yakisikli cok efendi cocuk diye ifade verecek kadar guvenmeleri nedeniyle yakalanmadigi, ilk yakalanisinda saldirdigi kizlardan birinin nasilsa asik oldugu* icin polise bunu soylemeyip bile bile serbest kalmasini sagladigi soylenir.
24 ocak 1989'da idam edilen seri katil. theodore (ted) bundy cinayet islemeye basladigi 1973 yilindan yakalandigi 1978 yilina kadar toplam 28 kisiyi oldurdugunu itiraf etmistir ancak fbi dedektiflerine gore bu sayi 30 ile 100 kurban arasinda degismektedir. yakalanmasina ragmen bundy iki kez kacmayi basarmistir. 1975 yilinda yakalandiginda adam kacirmaktan 15 yil ceza almistir, 1978 yilinda yakalandiginda ise olum cezasina carptirilmistir. iyi gorunumlu bir hukuk ogrencisi olmasindan dolayi bir cok filme ve kitaba konu olmustur. ornegin copycat filmindeki seri katil, hayrani oldugu ted bundy'nin cinayet sahnelerini tekrarlayarak cinayetler isler. ozellikle ilginc olan, cezaevinde kaldigi yillarda bundy'nin bir cok kadindan evlenme teklifi almis olmasidir.
ALBERT FISH
1870 doğumlu seri katildir.bir çok kez psikolojik tedavi gördü.16 ocak 1936 da idam edildi.son sözü"gerçek acının son aşaması olarak gördüğüm ölüm fikrini çok sevdim"dir.
gelmis gecmis en hasta seri katildir. pedofili tutkusu haric, on iki yasindaki kurbani grace budd'in annesine yazdigi mektup tek kelime ile korkunctur. kelime kelime kucuk kizi nasil oldurup, parcalara ayirip yedigini anlatir.
mrs. budd okuma yazma bilmediginden, albert fish'in arzu ettigi gibi bu sapik mektubu okuyabilme "zevk"inden mahrum kalmistir allahtan. karindesen jack ve the zodiac killer'a kiyasla bugune kadar bir seri katilin elinden cikan en hastalikli satirlardir bunlar. yakalandiktan sonra iki psikiyatrla gorusen fish o kucuk kizi oldurdugu icin vicdan azabi duydugunu ve kendini cezalandirdigini soylemistir. cezalandirma yontemi de bir paket dikis ignesini testislerin arkasindaki yumusak bolgeye batirmakti. doktorlar once anlattiklarina inanmasa da cekilen rontgen sonucunda fish'in anus ve mesane bolgesinde irili ufakli, siyah kiymiklara benzeyen tonlarca ignenin yuzdugunu gormuslerdir.

zaten acinin dunya uzerindeki en yuce duygu oldugunu ifade eden fish olum cezasini duyunca acilarin en buyugunu tadacagi icin neredeyse durumu sevincle kabullenmistir.
kurbanlarindan birinin ailesine asagidaki mektubu gondermis arizali zihniyet:
"my dear mrs. budd,
in 1894 a friend of mine shipped as a deck hand on the steamer tacoma, capt. john davis. they sailed from san francisco for hong kong china. on arriving there he and two others went ashore and got drunk. when they returned the boat was gone.
at that time there was famine in china. meat of any kind was from $1 to 3 dollars a pound. so great was the suffering among the very poor that all children under 12 were sold for food in order to keep others from starving. a boy or girl under 14 was not safe in the street. you could go in any shop and ask for steak -- chops -- or stew meat. part of the naked body of a boy or girl would be brought out and just what you wanted cut from it. a boy or girls behind which is the sweetest part of the body and sold as veal cutlet brought the highest price.
john staid there so long he acquired a taste for human flesh. on his return to n.y. he stole two boys one 7 one 11. took them to his home stripped them naked tied them in a closet. then burned everything they had on. several times every day and night he spanked them -- tortured them -- to make their meat good and tender.
first he killed the 11 year old boy, because he had the fattest ass and of course the most meat on it. every part of his body was cooked and eaten except the head -- bones and guts. he was roasted in the oven (all of his ass), boiled, broiled, fried and stewed. the little boy was next, went the same way. at that time, i was living at 409 e 100 st., near -- right side. he told me so often how good human flesh was i made up my mind to taste it.
on sunday june the 3 --1928 i called on you at 406 w 15 st. brought you pot cheese -- strawberries. we had lunch. grace sat in my lap and kissed me. i made up my mind to eat her.
on the pretense of taking her to a party. you said yes she could go. i took her to an empty house in westchester i had already picked out. when we got there, i told her to remain outside. she picked wildflowers. i went upstairs and stripped all my clothes off. i knew if i did not i would get her blood on them.
when all was ready i went to the window and called her. then i hid in a closet until she was in the room. when she saw me all naked she began to cry and tried to run down the stairs. i grabbed her and she said she would tell her mamma.
first i stripped her naked. how she did kick -- bite and scratch. i choked her to death, then cut her in small pieces so i could take my meat to my rooms. cook and eat it. how sweet and tender her little ass was roasted in the oven. it took me 9 days to eat her entire body. i did not fuck her tho i could of had i wished. she died a virgin."
TÜRKÇE'SİSüphesiz, bir seri katil tarafindan yazilan en hasta mektup, yamyam çocuk katili Albert Fish’in 1928 yilindaki on iki yasindaki kurbani Grace Budd’in annesine 8 yil sonra 1934 ‘te yazdigi mektuptur. Büyük sanstir ki Bayan Budd okuma yazma bilmiyordu ve böylelikle bu rezil mektubu okuma dehsetinden kurtulabilmisti. Bu mektubun asli bu gün sanatçi Joe Coleman’in koleksiyonundadir.
Çok Sevgili Bayan Budd,
1894’te bir arkadasim Steamer Tacoma gemisinde denizci olarak denize açilmisti. San Francisko’dan Hong Kong’a gitmek üzere yola çikmislardi. Limana varinca iki arkadasi ile karaya çikmislar ve çok içip sarhos olmuslar. Döndükleri zaman geminin limandan ayrildigini görmüsler. Bu sirada orada kitlik hüküm sürmekteymis. Etin kilosu 2-6 dolar arasindaymis. Çok fakir olanlar arasinda açlik sikintisi o kadar büyükmüs ki digerlerinin açliktan ölmesini önlemek amaciyla 12 yasindan küçük tüm çocuklar, et olarak pazarlanmalari için kasaplara satiliyorlarmis. Herhangi bir kasaba gidip pirzola, biftek, kusbasi isteyebilirmissiniz. Çiplak bir çocuk vücudunun bir kismi önünüze getirilir ve istediginiz parçalari kestirebilirmissiniz. Bir kizin veya oglanin kalça kismi, en lezzetli bölümmüs ve dana kotlet olarak satilan en pahali etmis. John orada çok uzun kalmis ve insan etine karsi bir düskünlügü olusmus. New York’a dönünce biri 7 digeri 11 yasinda iki oglan çocugu çalmis. Onlari evine götürüp soymus ve bir dolaba kapamis. Sonra tüm giysilerini yakmis. Her gün etlerinin iyi ve yumusak olmasi için onlara iskence yapip dövmüs. Önce 11 yasindaki oglani öldürmüs, çünkü onun poposu daha tombul ve tabi ki daha etliymis. Kafasi, kemikleri ve bagirsaklarindan baska vücudunun her bir parçasini pisirip yemis. Firinda pisirmis (tüm popsunu), haslamis, kizartmis ve kusbasi yapmis. Küçük oglana da ayni seyleri yapmis. Ben o zamanlar 409 Dogu 100. Sokak’ta oturuyordum. Bana insan etinin çok lezzetli oldugunu o kadar sik söylemisti ki ben de tatmayi aklima koydum. 3 Haziran 1928 Pazar günü sizin 406 Bati 15. Sokak’taki evinize geldim, peynir ve çilek getirdim. Öglen yemegini birlikte yedik. Grace, kucagima oturdu ve beni öptü. Onu yemeyi aklima koydum. Onu bir partiye götürecegimi söyledim. Siz de evet gidebilir dediniz. Onu Westchester’da daha önce gözüme kestirdigim bos bir eve götürdüm. Oraya vardigimizda ona disarida beklemesini söyledim. Kir çiçekleri toplamaya basladi. Yukari çiktim ve tüm giysilerimi çikardim. Çikarmasaydim üzerlerine kanin bulasacagini biliyordum. Her sey hazir olunca, pencereden onu çagirdim. O odaya girinceye kadar bir dolapta saklandim. Beni çiplak görünce aglamaya basladi ve merdivenlerden inmeye çalisti. Onu yakaladim ve o da bana annesine sikayet edecegini söyledi. Önce onu tamamen soydum. Nasil da tekmeledi, isirdi ve tirnakladi. Bogazini sikarak onu öldürdüm ve sonra da etlerini odama götürebilmek için ufak parçalara böldüm. Pisirdim ve yedim. Firinda pisen küçük poposu öylesine yumusak ve tatliydi ki. Tüm vücudunu yemem dokuz gün sürdü. Ona tecavüz etmedim, ama istesem bunu yapabilirdim. Bir bakire olarak öldü.
RICHARD RAMIREZ
şeytana taptığı rivayet edilen richard ramirez, öldürdüp, parçalara böldüğü kurbanlarının başında oturup alem yapmasıyla ve bunu 16 kere tekrarlamasıyla ünlü.
richard ramirez ,aileleri öldüren seri katil.16 kişiyi öldürmüş.şehrin ortasında üstelik gündüz vakti bir kadına saldırınca yakalanmış.bir kurbanın gözünü çıkarıp ailesine göndermiş.
fotoğrafını görmek bile adamın yaptıkları hakkında fikir sahibi olmanıza yetiyor..marilyn manson un grubundaki twiggy ramirez,soyadını bu ünlü seri katilden almıştır..

bu herif mahkemeye cikinca bir suru ruh hastasi amerikali kadin kendisine asik olmus, deliler gibi mektuplar yazip hapisane kapilarinda beklemistir. ramirez bol bol kokain ve acdc esliginde arkasina jesus loves me cikartmalari yapistirdigi ve boylelikle dindar amerikan genci izlenimi vererek polislerin gazabindan kurtulmayi basardigi kamyonetiyle la ortamlarina akmis, pek cok insani takip edip evlerine sizip hayvanca oldurmustur.
JEFFREY DAHMER
milwaukee canavarı.değişik bir beslenme anlayışı olan romantik cannibalist.çoğu zenci çocuklardan oluşan 17 kişilik bir cinayet kolleksiyonu vardır.999 yıl(reklamcılara gönderme mi?) ceza yedikten sonra ceza evinde çıkan bir isyan sırasında öldürülmüştür.
jeffrey dahmer'i diğer seri katillerden ayıran en önemli özelliği, genel olarak cinayet işleyen kişilerin kurbanlarını öldürmeden önce onlara işkence etmek suretiyle kendilerini tatmin etmeleri ve yeterince doyuma ulaştıktan sonra öldürme eylemine geçmeleridir.dahmer içinse tam tersi geçerlidir,önce öldürüp ardından eğlenmeye başlar
on iki kişilik bir kurban listesi olmasına rağmen dünyanın en ünlü seri katilleri arasındadır
onları katlettikten sonra ırzlarına geçen,hatıra olarak kafataslarını ya da cinsel organlarını kesip saklamadan önce de hoşuna giden yerlerini yiyen en büyük zevki ise saatlerce balığının gözlerine bakmak olan bir insan evladıdır kendileri.normal bir ailesi,üstün sayılabilcek bir zekası,iyi bir eğitimi ve gözle görülür problemleri olmadığı için yaptıklarına bir sebep bulunamamış ve dahmer psikologların ilgisini çeken bir vaka olarak kalmıştır.
jeffrey dahmer amerikanın gördüğü en korkunç seri katillerinden biridir.kurbanlarının kafasını henüz canlıyken matkapla delmektedir.amacı ise onları zombi yapmak.1991 yılında hapiste öldürüldü.

tam adi jeffrey lionel dahmer.
18 yasinda basladi cinayetlerine*. yakalanana kadar 13 sene gecmisti ve arkasinda 17 kurban birakmisti. bunlardan kimisiyle cinsel iliskiye girmis, kimisini önce öldürmüs sonra dokundurmus, kimisinin ise pazilarini ve poposunu yemistir. kafasini matkapla deldigi bir diger grubu ise robota cevirmeye calismistir.*
normal bir aileden gelmemistir dahmer, babasi kimya mühendisi*, annesi psikolojik problemleri olan isterik bir kadindir. annesi bütün gün yatakta, babasi labaratuvarda oldugu icin jeffrey kendi kendine büyümüstür denilebilir.
siksik tasinirmis dahmer ailesi, ohio'ya geldiklerinde yasli bir komsulari tarafindan tecavüze ugramistir.
ilk kurbani bir otostopcu genctir*. zaten bu ilk cinayette olayi asmistir jeffrey, otostopcu cocuk iliski teklifini reddedince demirle kafasina vurup öldürmüs, sonra iliskiye girmis, ardindan mutfak bicagiyla parcalamis ve bu parcalari asit dolu bir ficida eritmistir. kemiklerini ise cekicle ezip bahceye gömmüstür.
arada polisin dikkatini cekmistir devamli, mesela 1986da ortalik yerde masturbasyon yaptigindan dolayi bir ceza almistir.
en aci vakalarindan birisi* sudur: 1988de 13 yasindaki bir cocuga tacizden iki seneye mahkum oluyor, ama sonra "iyi halden" birakiliyor. bundan 3 sene sonra o 13 yasindaki kurbanin kücük kardesini buluyor ve evine getirip öldürüyor.
yakalandiginda "bu yaptiklarimi bir insanin yapabilecegine inanmam cok zor" diyor.