Sizce aşağıdaki öykü gerçek mi?

??
ANNE NE SELAM SÖYLE
dağlarda nasırlaşan cildine bakım yaptırmak için günlerini şehrin çeşitli güzellik merkezlerinde geçirmiş. Saçlarını boyatmış tırnakları mani, pedi yaptırmıştı. Ellerine şaşkın gözlerle bakan kuaför e küçümseyen gözlerle baktı. Çünkü...
Belki hayatının son birkaç gününü iyi geçirmek istiyordu bu insan; belki de polisin dikkatini çekmemek için yapmıştı bölye.
şehirde birkaç gün daha idare etmesi gerekiyordu. Çünkü daha DAYI sını görmemişti. Lüks yerlerde yemek yedi, belki de en pahalı şaraplardan içti. Girdiği her yerde doğunun o keskin hatlarını taşımasına rağmen makyajı ve kıyafetiyle dikkat çekiyordu
Derken gün geldi büyük günden bir gün önce dayısından haber geldi artık bavulunu alıp gitmeliydi. Bir taksiye atladı taksicinin nereye sorusuna kendisi de inanıyormuş gibi rahatça cevap verdi. "otogar a" taksi az ilerlemişti ki "yalnız dayım anneme bir koli gönderecekmiş önce onu alalım dedi"
o kadar rahattı ki bunları söylerken, sanki bir gün sonra ağzındaki dişler insanların balkonlarına, çatılarına düşmeyecek ve ortaya çıkan 3000 derecelik ısı bakımlı saçlarıyla beraber dudaklarını da kül etmeyecekti. Belki de bu acı gerçeği düşünmemek unutmak için bu senaryoya inandırmıştı kendini...öyle ya annesinin yanına gidecekti.
söylediği parka vardıklarında yolun kenarında bir ağacında altında oturan 50-55 yaş arasında kirli sakallı bir adam, taksinin arka kapısını açıp içeriye bir paket yerleştirdi sonra taksiciye şöyle inceden bir bakış attı, şüpheleri üzerinden silecek olan
ANNENE DE SELAM SÖYLE cümlesini sarfediverdi. Sonra kız titremeye başladı
günlerdir kendini kandırdığı oyun sona ermek üzereydi; makjay, yemek, şarap, eğlenceler hepsi bitmişti. Şimdi verilen paketi kaldığı yere götürüp düzenek bağlamak zorundaydı ya sonra
işte asıl iş o zaman başlıyordu, nasıl yapacaktı? Hiç gücü yoktu!! ama yapmalıydı çünkü ONLAR kendi ırkına düşmandı. intikam almalıydı. Ama kendisine kurşun sıkan damatlık almaya giden gençler değildi ki... Olsun hepsine birden bir ders vermeliydi.
Bak yine düşünceleri saçmalamaya başlamıştı. Hemen çantasındaki haplara sarıldı, zaten bu aşamadan sonra dönerse onu öldürürlerdi.
Hapları alınca kendisine geldi Şimdi sınırın o tarafında o ingiliz adamın anlattıklarını hatırlar gibi oldu.. ne kadar güzel kürtçe konuşuyordu öyle. Her şeyin bağlanmasını ve ayarlanmasını gözünün önüne getirdi. Derken ani bir frenle irkildi, "Lanet olsun Trafik Çevirmesi" dedi kendi kendine paketi yavaşça ayağının altına doğru kaydırdıysa da kafasını kaldırdığında suratına uzanan iki silah artık herşeyin bittiğini anlatıyordu...
(asıl soru bu bir öykü mü? Aşağıdaki haberi okuyun!!!)
Linkler görüntülenemiyor.Değerli ziyaretçimiz linki görebilmek için Lütfen üye olun veya Üye iseniz giriş yapın. Ve yorumlarınız...