öภ๔єг
Andaç Üyesi
 
Açtığı Konular: 92
Mesaj Sayısı: 194
Rep Puanı: 16
Ruh Halim
|
 |
|
|
Osmanlı İmparatorluğu'nda diğer tüm azınlıklar ve gayrimüslimler gibi Ermenilerde hoşgörü ve serbestlik ortamını her zaman yaşamış bir topluluktur. Ermeniler iddia edildiği gibi soykırıma uğrayan bir topluluk değil devletin her kademesinde, her meslekte önemli yerler edinmiş bir grup olmuştur.
İşte bu konuda fikir verebilecek bir tablo:
OSMANLI DEVLETİNDE GÖREV ALAN BAZI ERMENİLER
Agop Gırcikyan Osmanlı imparatorluğunun ilk elçisi (Paris) Reşid Paşa’nın müşaviri Osmanlı imparatorluğunun Paris’teki Elciliğinin Maslahatgüzarı (1834-) Krikor Agaton Osmanlı PTT Umumi Müdürü (1864) Hariciye Vekaletinde görevli (1848-1850) Sahak Abro Hariciye Vekaleti Umumi Katibi (1850-) Sebuh Laz Minas Paris Türk Elçiliği’nde Katip (1863) Krikor Odyan Hariciye Muhakemat Müdürü (1870) Serkis Efendi Hariciye’de Baş Sır Katibi (1870-1871) Ovakim K. Reisyan İstanbul Vize kasabasının Mahkeme Reisi (1879) Sakız Adası İhzari Mahkeme Reisi (1885) Rodos Adası İhzari Mahkeme Reisi (1887) Artin Dadyan Paşa Hariciye Müsteşarı (1880) Diran Aleksan Bey Belçika’da Türk Sefiri (1862) PTT Müfettişi Yetvart Zohrab Efendi Londar Sefiri (1838-1839) Hırant Düz Bey Mesine (İtalya) Sefiri (1900-1907) Hovsep Misakyan Efendi La Haye’de Elçi (1900-1907) Sarkis Balyan Kardağ’da ve İtalya’da Türk Konsolosu (1900-) Azaryan Manuk Efendi Hariciye Müsteşarı Kapriyel Noradunkyan Gazi Ahmet Muhtar Paşa Kabinesi’nde Hariciye Nazırı (1912) Agop Kazazyan Paşa Maliye Nazırı/Hazine-i Hassa Nazırı Mikael Portugal Paşa Maliye Nezareti Müşaviri (1886) Ziraat Bankası Genel Müdürü/Hazine-i Hassa Nazırı (1891) Sakız Ohannes Paşa Hariciye Vekaleti Umumi Katibi (1871) Hazine-i Hassa Nazırı (1897) Garabet Artin Davut Paşa Viyana Sefiri (1856-1857) Lübnan Valisi (1861) PTT ve Nafia Nezaretlerinde Nazır (1868) Krikor Sinapyan Nafia Nazırı Krikor Ağaton PTT Umumi Müdürü (1864) Jorj Serpos Efendi Türkiye Telgrafları Umum Sekreteri (1868) Osgan Mardikyan PTT Nezareti Nazırı (1913) Tomas Terziyan, Nişan Guğasyan, Tavit Çıracıyan Mülkiye hocaları Krikor Zohrap,Bedros Hallacıyan İstanbul Mebusları
Asya ve Avrupa kıtaları arasında köprü konumunda olan Türkiye, Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan boğazları, Ortaasya, Kafkasya ve Ortadoğu’daki doğal enerji kaynaklarının kesiştiği noktadaki jeopolitik konumuyla bütün dünyanın dikkatini çekmektedir.
Geçmişte Osmanlı devleti, bugün de Türkiye, bu jeopolitik ve jeostratejik konumundan dolayı çeşitli entrikaların çevrildiği bir alan olmuştur. Osmanlı devletini parçalayarak tarih sahnesinden silmek isteyen sömürgeci devletler, bu entrikalarında yüzlerce yıldır Türklerle dostça yaşayan Ermenileri kullanmışlardır.
Tarihte olduğu gibi günümüzde de, Ermeni toplumu üzerinden siyasi ve ekonomik çıkar sağlamaya çalışan ülkeler bulunmaktadır. Bazı ülkelerde Türkleri ve Türkiye’yi sözde soykırımla suçlayan anıtlar dikilmekte, bazı ülkelerde de soykırım iddiasını tanımaya yönelik kararlar parlamento gündemlerine getirilmekte, hatta kimi ülke parlamentolarında kabul edilmektedir. Gerçekte tarihçilere bırakılması gereken bu konular, siyasetçilerin elinde çıkar aracı haline dönüştürülmektedir.
Tarih boyunca Romalılar, Persler ve Bizanslılar tarafından Anadolu’nun bir yerinden diğerine sürülen, savaşlara itilen ve çoğu kez üçüncü sınıf vatandaş muamelesi gören Ermeniler, Türklerin Anadolu’ya girişlerinden sonra Türklüğün adil, insani, hoşgörülü, birleştirici anlayış ve inancından yararlanmışlardır. Bu ilişkilerin gelişme ve doruğa ulaşma çağı olan 19. Yüzyıl sonlarına kadar süren devir, “Ermenilerin altın çağı” olmuştur. Osmanlı devletinin çalışan, liyakatli, dürüst ve becerili her vatandaşına sağladığı imkanlardan gayr-i müslimler içinde en çok faydalananlar Ermeniler olmuştur. Askerlikten, kısmen de vergiden muaf tutulurken, ticarette, zanaatta, çiftçilikte ve idari işlerde yükselme fırsatını elde etmişler ve devlete bağlı, milletle kaynaşmış ve anlaşmış olduklarından dolayı "millet-i sadıka” olarak kabul edilmişlerdir. Bu çerçevede Türkçe konuşan, ayinlerini bile Türkçe yapan bu topluluktan devlet kademelerinde önemli görevlere yükselenler, hatta Bayındırlık, Bahriye, Hariciye, Maliye, Hazine, Posta-Telgraf, Darphane Bakanlıkları, Müsteşarlıkları yapanlar olmuştur. Hatta Osmanlı devletinin meseleleri üzerinde Türkçe ve yabancı dillerde eserler de yazmışlardır.
Ancak Osmanlı devletinin zayıflamaya başladığı dönemlerde, hemen her konuda Avrupa’nın müdahalesi baş gösterince, Türk-Ermeni ilişkilerinde de bir bozulma başlamıştır. Batılıların özellikle misyoner din adamı kisvesinde, Osmanlı devleti içine soktuğu provokatörlerin faaliyetleriyle Ermeniler; dini, kültürel, ticari, sosyal ve siyasi açılardan Türk toplumundan uzaklaştırılmaya çalışılmıştır. Böylece, çoğu defa Türklerin zararlı çıktığı trajik olaylar başlamış, Doğu Anadolu’da başlatılan ve İstanbul’a kadar yayılan isyan hareketlerinde binlerce Türk ve Ermeni hayatlarını kaybetmiştir.
Devamı... Linkler görüntülenemiyor. Değerli ziyaretçimiz linki görebilmek için Lütfen üye olun veya Üye iseniz giriş yapın.
|