EsiR
Efedra Genci
   
~~ESiR~~
Açtığı Konular: 189
Mesaj Sayısı: 609
Rep Puanı: 15
Ruh Halim
|
 |
|
|
Sadece paylaşmak istedim bu yazıyı .
Birisiyle tanışıyorsun; daha ismini bile tam öğrenmeden seni çözmeye kalkıyor: "Dur, sakın söyleme: Akrepsin değil mi?" Tabii, kişiliğimi bir dakikada analiz edebildin; çünkü ben, tek hücreli canlılar kadar basit bir yapıya sahibim. Bak, bu da hücre çekirdeğim.
Hadi var sayalım teorin doğru; doğduğum gün, gökyüzündeki bazı yıldızlardan gerçekten de etkilendim. Ama ben, kişiliğimin geri kalan yönlerini de yılın diğer dönemlerinde, yani gökyüzünde başka yıldızlar varken edindim. Buna ne diyeceksin?
Astroloji gibi klasiklerle uğraştığım yetmezmiş gibi, şimdi de yeni moda felsefeler ve inançlar arasında sıkışıp kaldım. Nereye dönsem karşıma ya bir Reiki ya da bir Feng Shui çıkıyor.
Hayret! Bazıları kendilerini yeni bir inanca ne kadar da kolay kaptırıveriyorlar. Birisinden bir şeyler duyuyorlar veya bir kitap okuyorlar, bütün düşünceleri ve davranışları değişiyor.
Yeni moda inançlar, genellikle, o paketleri hatmetmiş bir takım felsefe kuyumcuları tarafından pazarlanıyor. Bu kişiler, ne hikmetse, bütün mesailerini insanları aydınlatmaya ve ruhlarını huzura kavuşturmaya adamışlar.
Önce, usul usul yaklaşıp, sizi yokluyorlar; felsefelerinden tatlı bir doz verip, yiyor musunuz diye bakıyorlar. Eğer olumlu tepki verirseniz; o masum paketlerden, ne kadar aşırı uçların çıkabildiğine şahit oluyorsunuz.
Yok, mızıkçılık edip söylenenleri tartışmaya başlarsanız, kapı suratınıza kapanıyor: "Eğer böyle konuşuyorsan, henüz hazır değilsin demektir..."
Neye hazır değilim yahu? Hakkında düşünmeden, Bilimselliğini sorgulamadan ve sağduyuma danışmadan, aklımı bir felsefeye emanet etmeye mi? O halde haklısın; gerçekten buna hiç hazır değilim.
Zaten iç huzur ve aydınlanma, onların anlattığı kadar ucuza elde edilebiliyorsa söyleyin, ben bütün dükkânı satın alayım!
Süslü ambalajlarını bir yana bırakıp incelediğinizde; moda inançların, öyle ahım şahım mesajlar içermediklerini, hatta herkes tarafından bilinen temel doğruları yeniden ısıtıp önümüze koyduklarını görüyorsunuz.
Aslında, farklı felsefelerle ilgili kitaplar okumanın ve onlardan ilham almanın kimseye zararı yok. Ama iş, dini ayinleri andıran toplantılara katılmaya ve kendi vücut sıvını içerek sağlığa kavuşmak gibi abuk sabuk uygulamalara gelince, oyunun adı değişiyor.O noktadan sonra aydınlanma yolculuğu bitiyor, inanç turizmi başlıyor. Bana sorarsanız; o eşik geçildikten sonra yapılmaya çalışılanlar, eski dinlerin, bin yıllardır uyguladıkları misyonerlik faaliyetlerinden çok da farklı değil.
Gelin, size böyle bir misyonerlik hikâyesi anlatayım: Eskimoları Hıristiyan yapmak isteyen rahipler, ciddi bir sorunla karşılaşmışlar. Incil'e göre; Hıristiyan olmanın ilk koşulu, kişinin kendisini günahkâr olarak görmesidir. Oysa Eskimolar, mutlu insanların oluşturduğu huzurlu bir toplulukmuş. Günah ve din gibi kavramları da bilmiyorlarmış.
O nedenle misyonerler; Eskimolara önce günahı ve sevabı öğretmişler. Sonra da günahlarından kurtulmak için Hıristiyanlığı kabul etmelerinin şart olduğunu anlatmışlar.
Böylece Eskimo, mutluluğa ulaşmak için önce mutsuz olması gerektiğini kavramış.
Fıkra bu ya; Kuzey Kutbu'nda misyoner rahiple Eskimo sohbet ediyorlar. Eskimo sormuş:
- Eğer benim Tanrı'dan ve kutsal kitaptan haberim olmasaydı, günahkâr olur muydum, cehenneme gider miydim?
- Hayır, bilmeseydin gitmezdin.
- Peki, o zaman neden bana söyledin?...
Yanlarında olsaydım, misyonerin söyleyemediklerini Eskimo kardeşimin kulağına ben fısıldardım: "Çünkü onun asıl niyeti ruhunu kurtarmak veya seni günahlarından arındırmak değil, masum bir inancı kendi çıkarı için kullanıp otoritesini yaymak. Mümkünse, sırtından para kazanmak." İster eski bir din olsun, isterse de yeni moda bir akım; bence, herkes inancını birey olarak yaşamalı ve inancının gereklerini önce kendi hayatına uygulamalı.
Bunu yapmadan, başkalarının hayatlarını yönlendirmek isteyenlere ise söylenecek tek bir şey kalıyor: "Sen önce kendini kurtar. Merak etme; biz başımızın çaresine bakarız."
|